11 Ocak 2012 Çarşamba

OCAK.....

 


     
          Çocukluğum, gençliğim hep onunla geçti.... En zor anlarımızda, en üzüntülü, en neşeli anlarımızda hep o yanımızdaydı. Anadolu lehçesiyle söylediği sevgi sözleri ile her zaman bizi kahkahaya boğdu... O yokken bile onun sözleri hep ağzımızda, birbirimize söyler gülerdik...

         Ramazanlar onun sayesinde hep özlenen ay oldu. Keteler yapıldı, sahurlara kalkıldı. Namazlar kılındı, Kuran'lar okundu. Çaylar kıtlama, tatlılar baklavaydı..... Evin içinde onun sayesinde bir ramazan huzuru vardı her zaman ...

        Sıkıntı onun yanında sanki yok olurdu ona sarılınca.....Sevgi bir insanın ellerinde, dudaklarında bu kadar mı hissedilir... O bize hissettirirdi bizi ne kadar çok sevdiğini....Hepimize tüm torunlarına.... Çok erken yaşta 6 çocukla dul kaldı... Çok mücadele verdi, çok zorluklar yaşadı.....

        Evet sevgili Anneannem..... Eminim tüm torunlar benimle aynı fikirdeler... Onu sevmeyen, onu yokluğunda aramayan bir tek torun bile yoktur...
                                                               
      Ocak ayı onun bu dünyadan göçtüğü ay....

      Hep derlerdi burnumun direkleri sızlıyor diye...Bu ne demek derdim çook eskiden....Anladım ki birini çok özleyince, gözyaşları göz pınarına toplanınca burnunun direkleri sızlamaya başlıyor.....


     Benimde birine sebepsiz yere kucak dolusu sarılmak istediğimde başlıyor burnumun direkleri sızlamaya.... Ne mutlu bize ki böyle bir insanın torunları olduk, ne mutlu bize ki onunla bu güzel anılara sahip olduk. O hep gönlümüzde hep bizimle....

6 Ocak 2012 Cuma

İLİŞKİLER.......

                                                                


         İkili ilişkiler zamanla monotonlaşıp çok tek düze hale gelebiliyor. Evliliklerde bir taraf halinden memnun olsa da diğer taraf çok farklı beklentiler içinde sıkıntılar yaşayabiliyor. Bazen kopmak istemiyorsak da ilişkimizi bir düzene sokmak kimi zaman istiyoruz...

       Hayat o kadar yoğun geçiyor ki iş, ev, çocuklar derken biribirimizi unutuyoruz..  Birde bakıyoruz evde koltukta tv karşısında uyumuş kalmışız..... Ortak sohbet alanlarımız o kadar daralmış ki, aynı ev içinde birbirimizin farkında bile değiliz kimi zaman... Her gün robot gibi tek düze aynı işlere yoğunlaşıyoruz... Hayatımıza renk katacak anlar yaratmak için ne vaktimiz var, ne enerjimiz....

           Sonra da monotonluktan, ilgisizlikten  şikayet ediyoruz......
                                                                                                                                                        
           Bir şeyler değişmesi gerekiyor belki... yada yeni heyecanlar, yeni paylaşım anları gerekiyor hayatlara.
           Eve yeni bir mobilya almakla, saç rengini değiştirmekle yada yeni bir kıyafet almakla olmuyor gerçek değişimler.Başbaşa yenen bir yemek, birlikte yapılan küçük güzel bir gezi, ortak ilgi duyduğunuz bir hobi belki hayatınıza biraz renk katabiliyor....Tabi bunları yapmak için önce istemek gerekiyor.. İlişkimizi biraz toparlamalıyız diyebilmek....

                                                                              
          Amerikalı terapist Dr.David Burns'un ilişkilerde hoşnutluğu ölçen bir testi var. Eşinizle bu testi yapıp biraz olsun aksaklıkları tesbit edebilirsiniz.Birbirine benzeyen sonuçlar çiftlerin birbirine duygusal olarak bağlı olduklarını işaret ediyormuş!

       İlişkinizden ne kadar hoşnut olduğunuzu her şıkka  0'dan 6'ya kadar( 0=En kötü......6= En iyi) puan vererek değerlendirin. Sonuçlarınızın ne kadar yüksek olması gerektiği kişiye göre değişebiliyor. Örneğin bazı kişilere 45 puan yeterli gelebiliyor ama bazı kişiler 76 puana hoşnut olmayabiliyor. Kısaca herşey sizin beklentinize ve nasıl bir hayat yaşamak istediğinize bağlı diyor uzmanlar.....Bu testi eşinize de uygulayıp değerlendirebilirsiniz.....
                                                                                                                                        
1.İletişim ve açıklık (şeffaflık)                            
2.Çatışmaları ve tartışmaları çözümleyebilmek     
3.Para konularını ele alış       
4.Cinsel tatmin
5.Dinlenme ve hobiler için ayrılan zaman
6.Ev işlerini ve diğer sorumlulukları paylaşmak
7.Çocuk büyütmek(*)
8.Sevgi ve ilgi
9.Arkadaş ve akrabalarla ilişkiler
10.Duygusal yakınlık ve samimiyet
11.İlişkinizdeki rolünüzden tatmin
12.Eşinizin ilişkinizdeki rolünden tatmin
13.Genel olarak ilişkinizden tatmin
*Eğer çocuğunuz yoksa, bu kategoriye 13. soruya verdiğiniz puanı verin.
                                                                                        
Sonuçların değerlendirilmesi
                                                      
0-15 Aşırı hoşnutsuz
16-30 Orta derecede hoşnutsuz
31-45 Biraz hoşnutsuz
46-60 Birazhoşnut
                                                                      
61-75 Orta derecede hoşnut

76-78 Aşırı hoşnut

5 Ocak 2012 Perşembe

SINAVVVV......



Pelte gibi koyuyor omzuma başını..... Şaşkınım ne oldu? Neyin var diyorum....

     -Yorgunum çok yorgunum... Uykum var sadece uyumak istiyorum diyor..    Uyu o zaman diyorum..

     -Uyuyamam sınavım var, ders çalışmam lazım diyor.. Olsun git biraz dinlen diyorum. Hayır diyor bitkin bir şekilde odasına gidiyor...

 Sesini duyuyorum odadan;

      - Hani bu sene daha rahat edecektim, hani sınavlar bitecekti, rahatlayacaktım diyor....
 
       Susuyorum.... 

       Diyemiyorum ki hayat bu sınavlar hiç bitmeyecek, hayat hep böyle zorluklarla sürüp gidecek... Hep birşeyleri elde etmek için, çok daha başarılı olmak için hep mücadele edeceksin. İstemesende, fark etmesende hep bir sınav olacak hayatında....

     Gönlüm böyle olmasını istemesede, onları bu kadar bıkkın, yorgun, tükenmiş görmek istemesem de, duygularıma aykırı olsa da susuyorum....Klasik anne sözleri hepimiz bu sınavları yaşadık, sende mecburen yaşayacaksın diyorum...

        Ama yüreğim öyle demiyor......Bir yanım onların başarılı olmalarını isterken diğer yanım bu böyle olmamalı diyor. Hayat bu kadar yorgun, bezgin olmamalı.......

     
       Her zaman bir koşturmaca olacak hayatımızda; gün gelip geriye dönüp baktığımızda önemli olanın  nereye gelmiş olduğumuzdan çok, nereden ve nasıl geldiğimiz olduğunu unutmuyorsak eğer....

      Geldiğimiz yer koltuklardan çok gönüller ise işte o zaman gerçek sınavı kazanmışızdır.. Diyorum içten içe ve yine susuyorum.......