Günler geçip gidiyor, yıllar yüzümdeki çizgilere her an bir yenisini ekliyor, aynalarda gözlerim yüzümdeki çizgilerden hesap soruyor, cevaplarını alamayacağı sorular...
Çaresizlik nedir bilirmisin? Gönlüm, sen hiç biçare çaresizliklere yenildin mi?Kaybolmuş yüreklerden umut dilendin mi? Ben umutsuz umutlara uzattım ellerimi ellerim boşluklarda bomboş kaldı ...
Bu aralar dalgınım gönlüm, denizde giden bir vapurun ardında bıraktığı köpükler gibi, içimde biriken duygularım, sebepsiz hüzünlere daldım, nedensiz sebepler aradım bulamadım ...
Baharlara özendim, çiçekler ektim saksılara, ellerimde toprak tortusu, şimdi yağmur diliyorum ektiğim tohumlara...
Dedim ya dalgınım gönlüm gözlerim karşı dağlarda , yağmurun düştüğü topraklarda, bir umut aradım çaresiz de olsa biçare yalnızlığıma...
Nasıl düşerse bir yağmur damlası bulutlardan topraklara, bende düşüyorum her hüzünden sonra sonu olmayan yalnızlıklara ...
Anlıyorsun değil mi gönlüm, yıllar nasıl da hükmediyor, acımasız zamanlara, biçare umutlar çaresiz çaresizliklere saklanıyor...
Bu aralar her günden daha yorgunum gönlüm, yağmurlara saklanmak istiyorum, yağmur damlalarıyla birlikte toprağa düşüp kaybolmak, kim bilir belki de yeniden doğmak...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder