31 Mayıs 2013 Cuma

Gönül Süzgecim



     

      Maratonun sonu geldi; sınavların, okulun, erken

kalkmanın son günlerindeyiz...Çocuklar nihayet huzura

erecek, doya doya tatil moduna girecekler... Günde iki sınavın

olduğu at yarışları bitiyor, yorgun, bitkin ama neşe dolular.


   Bahçe çocuk sesleriyle dolup taşıyor, ayakları nasıl ağrımıyor

saatlerce bisiklet sürmekten anlamıyorum.

 Tabii benim gibi kırkından sonra bisiklet sürmeyi öğrenirsen, karşıdan

bakınca off bu ne zor iş, yorulmuyorlar mı dersin tabii :)
       Rüzgarın bol olduğu bir mekandayım, hafif

rüzgar  ruhumu ferahlatıyor. Karşı pencereden bakıyorum

hayata, sadece takip ediyorum bakışları, duruşları, gönülleri ve doygunlukları.

  
        Hiç kimseyi eleştirmek, eksilerini artılarını bulmak değil

niyetim. Sadece gönül süzgecimde kalanlarla devam etmek

istiyorum hayata.

       Evet gönül süzgecim; delikleri o kadar çok ve küçük ki

aralarından sızıp düşmek aslında çok imkansız bana göre ama

nasıl düşüyorlar bende anlamıyorum bir bakmışım düşmüş ve

buharlaşmışlar... Sanki hiç yaşamamışlar...Kalanlarla hayat huzur içinde devam ediyor...

30 Mayıs 2013 Perşembe

Amaaa!!!





   
   Her zaman alışkın olduğum pozitif enerji yok hissediyorum etrafımda.

   Oysa bütün bir kış yaz gelmesini beklemedim mi? Nereye gitti şu botlardan, montlardan kurtulacağım dediğim günler...

   Kar, yağmur, fırtına bitsin artık; güneş açsın, terlikleri giyelim üstümüze aldığımız kısa kollu penye ile hafifleyelim diyorduk...


     Geldi yaz! ama pek bir sıkkın...Sebepsiz sıkıntılar, devamlı uyku hali, yogunluk, bitkinlik sırf bende mi var yoksa ben öyle olduğum için herkesi de aynı modda mı görüyorum.

    Şu an piyangodan büyük ikramiye çıktı sana deseler, hadi ya diyecek moddayım. Belki de Astrolojik bir baskı bu...gezegenlerin bize oyunu, olur mu olur :)

  

  Belki de ülkenin nereye gidiyoruz durumu bozuyor moralimi, akşam oluyor  televizyon canımızı sıkmak için açılıyor sanki...

   Bu insanlar sırf çıkarları uğruna bu kadar mı yandaş olmak zorundalar, İnsanlarımız geleceğimizi ve geçmişimizi düşünmek yerine  bu insanların samimi, inançlı,demokrat,çalışkan olduklarını söylüyorlar. Bunu mu anlıyorlar demokrasiden merak ediyorum...

   Nerede özgürlükler, nerede adalet, nerede demokrasi...
  Saymakla bitiremeyeceğim bir nerede var aklımda... En önemlisi de nerede Atatürk?
   
  Artık şaşırmıyorum hiç bir şeye; herkes herşeyi yapabilir modundayım. İnançlarını, ilkelerini, doğrularını, gururlarını, namuslarını satan bir toplum olmaya doğru adım adım yürüyoruz.







Belki attığımız adımları saklıyoruz, eleştiriden uzak başımızı kuma sokuyoruz, çıkarlarımız ağır basıyor ya da yaptığımızın yanlış olduğunu bizde biliyor ama deşifre olmak istemiyoruz... Her zaman hepimizin kendi açısından bir geçerli sebebi var amaaa.....