Maratonun sonu geldi; sınavların, okulun, erken
kalkmanın son günlerindeyiz...Çocuklar nihayet huzura
erecek, doya doya tatil moduna girecekler... Günde iki sınavın
olduğu at yarışları bitiyor, yorgun, bitkin ama neşe dolular.
Bahçe çocuk sesleriyle dolup taşıyor, ayakları nasıl ağrımıyor
saatlerce bisiklet sürmekten anlamıyorum.
Tabii benim gibi kırkından sonra bisiklet sürmeyi öğrenirsen, karşıdan
bakınca off bu ne zor iş, yorulmuyorlar mı dersin tabii :)
Rüzgarın bol olduğu bir mekandayım, hafif rüzgar ruhumu ferahlatıyor. Karşı pencereden bakıyorum
hayata, sadece takip ediyorum bakışları, duruşları, gönülleri ve doygunlukları.
Hiç kimseyi eleştirmek, eksilerini artılarını bulmak değil
niyetim. Sadece gönül süzgecimde kalanlarla devam etmek
istiyorum hayata.
Evet gönül süzgecim; delikleri o kadar çok ve küçük ki
aralarından sızıp düşmek aslında çok imkansız bana göre ama
nasıl düşüyorlar bende anlamıyorum bir bakmışım düşmüş ve
buharlaşmışlar... Sanki hiç yaşamamışlar...Kalanlarla hayat huzur içinde devam ediyor...









