8 Kasım 2013 Cuma


       
            DOSTTAN




   Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama.


   Yarım saat erkene kurulsun saatin.


  Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin...


Pencereni aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin.




Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin.


Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin.


Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart.


Çek kızarmış ekmek kokusunu içine.


Bak güzelim kahvaltının keyfine...


Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis.


Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin.


Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile.






Sonra koş git işine, dünden, önceki günden.

Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,


Ohh şöyle bir hafifle...



Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni

mutlu eden sesi duymak için alo de.












     
    Hiç işin olmasa da öğle üzeri dışarı çık.

 Yağmur  varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa...

Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk görürsen yanağından makas al...




Sonra, şöyle bir düşün. Kimler sana yol açtı, sen çok dar da iken?..

Kimler seni ferahlattı, hani kapını kimsenin çalmadığı günler de kimler kapını tıklattı?...

Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?...

Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara!...

Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor!...



Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak...

Günün güzeldi değil mi? Akşamın da  güzel olsun...

Yemeğin ne olursa olsun, masandaki illaki kumaş masa örtü olsun....



Saklama tabakları, bardakları misafire. Sizden ala misafir mi var bu dünyada?...

Ailecek kurulan sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi hiç değil....

Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik bıraktıklarını tamamlar gibi. tadına var akşamının...

Gece evinde, dostların olsun.

Sohbet mezen, kahkahan içkin olsun...

Arkadaşım, hayat bu. daha ne olsun?

Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!

                                                                                CAN YÜCEL




25 Ekim 2013 Cuma




İÇİMİZ AÇILSIN :)

















           


                                                   







































































































31 Mayıs 2013 Cuma

Gönül Süzgecim



     

      Maratonun sonu geldi; sınavların, okulun, erken

kalkmanın son günlerindeyiz...Çocuklar nihayet huzura

erecek, doya doya tatil moduna girecekler... Günde iki sınavın

olduğu at yarışları bitiyor, yorgun, bitkin ama neşe dolular.


   Bahçe çocuk sesleriyle dolup taşıyor, ayakları nasıl ağrımıyor

saatlerce bisiklet sürmekten anlamıyorum.

 Tabii benim gibi kırkından sonra bisiklet sürmeyi öğrenirsen, karşıdan

bakınca off bu ne zor iş, yorulmuyorlar mı dersin tabii :)
       Rüzgarın bol olduğu bir mekandayım, hafif

rüzgar  ruhumu ferahlatıyor. Karşı pencereden bakıyorum

hayata, sadece takip ediyorum bakışları, duruşları, gönülleri ve doygunlukları.

  
        Hiç kimseyi eleştirmek, eksilerini artılarını bulmak değil

niyetim. Sadece gönül süzgecimde kalanlarla devam etmek

istiyorum hayata.

       Evet gönül süzgecim; delikleri o kadar çok ve küçük ki

aralarından sızıp düşmek aslında çok imkansız bana göre ama

nasıl düşüyorlar bende anlamıyorum bir bakmışım düşmüş ve

buharlaşmışlar... Sanki hiç yaşamamışlar...Kalanlarla hayat huzur içinde devam ediyor...

30 Mayıs 2013 Perşembe

Amaaa!!!





   
   Her zaman alışkın olduğum pozitif enerji yok hissediyorum etrafımda.

   Oysa bütün bir kış yaz gelmesini beklemedim mi? Nereye gitti şu botlardan, montlardan kurtulacağım dediğim günler...

   Kar, yağmur, fırtına bitsin artık; güneş açsın, terlikleri giyelim üstümüze aldığımız kısa kollu penye ile hafifleyelim diyorduk...


     Geldi yaz! ama pek bir sıkkın...Sebepsiz sıkıntılar, devamlı uyku hali, yogunluk, bitkinlik sırf bende mi var yoksa ben öyle olduğum için herkesi de aynı modda mı görüyorum.

    Şu an piyangodan büyük ikramiye çıktı sana deseler, hadi ya diyecek moddayım. Belki de Astrolojik bir baskı bu...gezegenlerin bize oyunu, olur mu olur :)

  

  Belki de ülkenin nereye gidiyoruz durumu bozuyor moralimi, akşam oluyor  televizyon canımızı sıkmak için açılıyor sanki...

   Bu insanlar sırf çıkarları uğruna bu kadar mı yandaş olmak zorundalar, İnsanlarımız geleceğimizi ve geçmişimizi düşünmek yerine  bu insanların samimi, inançlı,demokrat,çalışkan olduklarını söylüyorlar. Bunu mu anlıyorlar demokrasiden merak ediyorum...

   Nerede özgürlükler, nerede adalet, nerede demokrasi...
  Saymakla bitiremeyeceğim bir nerede var aklımda... En önemlisi de nerede Atatürk?
   
  Artık şaşırmıyorum hiç bir şeye; herkes herşeyi yapabilir modundayım. İnançlarını, ilkelerini, doğrularını, gururlarını, namuslarını satan bir toplum olmaya doğru adım adım yürüyoruz.







Belki attığımız adımları saklıyoruz, eleştiriden uzak başımızı kuma sokuyoruz, çıkarlarımız ağır basıyor ya da yaptığımızın yanlış olduğunu bizde biliyor ama deşifre olmak istemiyoruz... Her zaman hepimizin kendi açısından bir geçerli sebebi var amaaa.....