27 Aralık 2011 Salı

KIRMIZIII!!!!!

 
       Üç kuruş fazla olsun kırmızı olsun der bazılarımız.... Bazılarımızda ıııhhh çeker kırmızı mı? asla çok dikkat çekici, burdayım diyor, yakışmaz bize diye iç geçirirler....

    Ne kadar çok önemsiyoruz değil mi insanların düşüncelerini benim hakkımda ne düşünür, beni yanlış anlar, beni kötü kadın sanır...... Halbuki yaptığımız bir tek kırmızı ruj sürmek... Biz aynı biziz, aynı dost, aynı sırdaş tek yaptığımız kendimizi canlandırmak, umutların hiç bitmeyeceğinin haberini vermek, ruhumuzun hala genç olduğunu müjdelemek her ne kadar bedenimiz yaşlansada, kimseler bize yakıştıramasada, bu kısır çarkın işleyişine girsekte bir yerlerde, ruhumuzda bir köşede var kırmızı ruj sürme isteği.....
          2011 biterken, şöyle bir geçmiş yılın sorgulamasını yaparken buldum kendimi...   Bir yıl daha yaşlandım, hayatımdan bir yıl daha geçti ama bu yıl benden neler aldı, neler verdi? Ne sıkıntılar yaşadım ....Kimi zaman ruhum daralmış, patlamak üzereyken buldum kendimi, kimi zaman ağzım kulaklarımda....Binlerce şükürler olsun tüm yaşanmışlıklarıma.......

           Peki 2012'den ne bekliyorum?

          Herşeyden önce sağlık bekliyorum. Şu an gerçi bir sağlık sorunum yok ama olsun önemli olan onu    kaybetmeden şükretmesini, dua etmesini bilmekte...


     Başarı bekliyorum. Çocuklarım için, benim için, eşim için ihtiyacı olan tüm insanlar için....... 

     Huzur bekliyorum... Şu anki huzurumun bozulmaması için, çevremdeki tüm insanları huzurlu görmek için......

     Yeni dostlar bekliyorum, yeni arkadaşlar, yeni sırdaşlar....

     Hayatıma artılar katacak yeni uğraşlar bekliyorum, bilmediğim ama şimdiye kadar neden öğrenmedim dediğim şeyleri öğrenmeyi bekliyorum....



       Ve birde yılbaşı akşamı kırmızı ruj sürmeyi bekliyorum :)      Sıkışmışlıkların ortasından kırmızı rujumla sıyrılmayı bekliyorum....

      Kim ne derse desin, kim ne düşünürse düşünsün başkaları için yaşamamayı öğrenmeyi bunu kendim için yapmayı bekliyorum.............

26 Aralık 2011 Pazartesi

HAMSİ KOYDUM TAVAYA.........

   
               Hafta en az iki kez balık yemeli diyor uzmanlar... Biz bir kere bile yesek kardır... Çünkü biz hanımlar balık sonrası evin kokmasından hiç hoşnut olmayız. Günlerce balık kokusu eve siner...Birde hamsi ise yenen balık en az iki gün ev balık kokar.....

              Bende hem en sağlıklısı olsun hemde ev en az koksun, etraf en az pislensin gibi isteklerimle balık pişirme konusunda  bir çok seçenek deniyordum kiiiii......

            Eşim kuzenlerinde yediği balığı anlata anlata bitiremedi ve hemen bizde de denendi ve onaylandı.....

 Neden mi ?

    1-Tavayı çok az sıvıyağla yağlıyorsunuz ama yağda kızartılmış gibi oluyor....

              2-Ocak kirlenmiyor :)

                            3- Balık sonrası ev daha az balık kokuyor.....

                                       4-Değişik bir baharatlı hamsi tadı.. Bu arada kekik hamsiye çok yakışıyor...
    Yetmez mi!

                             
        Nasıl mı?
  
               Ayıklanıp yıkanmış ve tuzlanmış balıklar yağlanmış tepsiye sıralanır... (Bu arada  balıkları unlamıyoruz)

               Üzerine bol kekik ve  hafif pul biber döküyoruz....

               Tavanın ağzını alüminyum folyo ile yanlarını kıvırarak kapatıyoruz....


               Orta gözün kısık kısmında yarım saat pişiriyoruz....

               Ve  bol roka salatası eşliğinde afiyetle yiyoruz....

               Demedi demeyin DENEYİN!


16 Aralık 2011 Cuma

GİTMEK…..


Son yıllarda hep gitmek istemiştim
Başka bir mekana
Başka bir ortama, insanlara, uzaklara….

Herkes aynı duygular içinde zaman zaman
Kiminle konuşsam kıyıda köşede kalmış duyguları var gitmeye dair
Her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği

Yanına almak istediği sadece sevdikleri
 Buda onlara yetiyor zaten.
Sevdikleri yanında olunca her yer onun evi..
Hep düşüncede gitmek var
Ama sadece düşüncede….

Peki gerçekleşirse bu gitme düşüncesi…
Bir yanımız “kalk gidelim”
Öbür yanımız “otur oturduğun yerde” derse…..
Bu kadar mı hem çok üzgün, hem de çok mutlu olur insan……

 
Yıllarca istediğin gitme düşüncesi
Bir çırpıda gerçekleşmişse
Düşündüğün tüm zorluklar….
Bir çırpıda oluvermişse….
Ne olacak şimdi geride kalan yaşanmışlıklar…..

 
Hatıralar, dostlar, hikayeler
Camın önünde yıllarca yavrulayan kuşumuz
Şimdi kimin camına yuvasını kuracak….

Peki ya şimdi  İpek’in üzgün mavi gözleri…..
Neden gidiyorsunuz diyen bakışları
Buruk kalbi nasıl onarılacak……

Gitmek ne zormuş meğer…
Omuzlarım düşük bu aralar….
Her an her şeye ağlayabilirim…
Hem sevinçten hem üzüntüden….
Tek sığındığım dağ var
    Oda  ZAMAN……

13 Aralık 2011 Salı

TİRAMİSUUUUU.........


 

     İtalyanlar bu işi biliyor.....Bu lezzet gerçekten bambaşka... Hafta sonu gelen can dostlarımla paylaştık  Mutluluklar paylaştıkça çoğalırmış... Damağınızda bıraktığı lezzet size beni hatırlatsın...

    Yapması çook kolay... Tek püf nokta bir gün önceden yapın dinlensin. Kakao servis anında üstüne serpilirse daha iyi oluyor.. Geriye ise hoş sohbetler eşliğinde bol kahkahalar kalıyor... Her günümüz böyle olsun :)

       Malzemeler;                                

İki paket kedidili  (4/1'i artıyor)
Bir paket 3'ü bir arada nescafe
1 su bardağı sıcak su
Üstüne bol kakao                                                         
                                                          
      Kreması;

Bir litre süt
3 yumurta sarısı
1,5 su bardağı tozşeker
4 çorba kaşığı un
1 paket vanilya
400 gr labne peyniri

      Yapılışı;

  Öncelikle süt, yumurta sarısı, tozşeker, un  ile kremamızı pişiriyoruz.  Ateşten alıp biraz soğutuyoruz. Labne peyniri ve vanilya ile mikserle çırpıyoruz. Büyük kare borcama dizdiğimiz kedidillerini hazırladığımız nescafenin yarısı ile ıslatıyoruz. Üstüne kremamızı döktükten sonra bir sıra daha kedidili ve krema koyuyoruz. Üstünü streçle kapatıp dolaba koyuyoruz. Ertesi gün servis sırasında üstüne kakao.... Afiyet olsuuun....

      

7 Aralık 2011 Çarşamba

HAYAAATT BENİ NEDEN YORUYOSUUUNN!!!!

           

         Bize ne çok oyun oynuyor hayat değil mi? Ne zaman nerden vuracağı belli değil.... Bir bakıyorsunuz  en kıymetlinizi alıyor, ayağınıza çelme takıyor, düşüyorsunuz düşüyorsunuz.....

           Sıkılıp daralıyorsunuz, göğsünüz sancıyorr... Çözüm bulabilmek için her dala atlıyorsunuz yok mu bir açık kapı diye inliyorsunuz... Bazen gözünüzden yaşlar akıyor, bazen içiniz kan ağlıyor.....


            Neden ben neden ben diye inliyorsunuz, sorunlar niye hep benimle, neden üst üste geliyor, neden çözüm bulamıyorum diye inliyorsunuz.... Herkes güllük gülistanlık onları seyre dalıyorsunuz.....     

             Keşke ağlayınca herşey hallolsa ama olmuyor yinede gözyaşlarınız durmuyor.... Elinizden giden, varlığına alıştığınız, bütünleştiğiniz şeyler sizi terk edip gidiyor... Belkide gitmesi gerekiyor ve sizz çaresizce arkasından bakıyorsunuz. İstemesenizde kopuyorsunuz. Zamanın halledemeyeceği olay yok ama bir sabredebilsek... İçimize düşen koru söndürebilsek...


    Belki bir son.... belki de bir başlangıç..... Kim bilebilir neyin kim için daha iyi olacağını bekleyip görmekten başka...Ama her zaman sonlar kötü oluyor işte...Böyle olmasını siz istediğiniz için bile olsa....

                               YENİ BAŞLANGIÇLARA.........

2 Aralık 2011 Cuma

GENZİMMM!.....

     
 Kaç sabahdır uyandığımda genzim de sanki acı bir şey yemişim gibi yanma ve geniz akıntısı var..Günün iki vaktinde nüksediyor, sabah ve öğlen. Grip değilim diyorum, sinüzit olsam başımda ağrır diyorum...

        Bugün bir doktora gözükeyim yine de diye aile hekimine gittim...Çok seviyorum bu aile hekimini  elinden gelse hiç ilaç vermeyecek... Hele ki kırk yıllık arkadaşımmış gibi karşılaması yokmu insanın hastalığını hemen unutturuyor :)

            Rahatsızlığımı anlatınca bana önce bu konu hakkında biraz bilgi verdi.. Bu geniz akıntısının sebeplerinden biri alerjilerin sinüzütü tetiklemesiymiş bu bende olmadığını sanıyorum... İkincisi burun kemiğindeki eğrilikmiş,buda geniz akıntısına sebep oluyormuş bu eğrilik ameliyatla düzeliyor ve bende mevcut bunu yıllardır Kulak Burun Boğaz doktorları söyledi ama bir türlü cesaret edip bu işe girişemedim.Tabi zamanla kronik sinüzite dönebiliyormuş... En kısa zamanda olmak lazım bu ameliyatı :(

                                      
           Doktorum ilaca başlamadan önce bir hafta doğal bir kaç yöntem deneyelim, sorun çözülmezse ilaca başvururuz dedi. Sizlerinde sıkıntısı varsa bu konuda İlaçtan önce ilk hafta tedavisi aşağıda;

           Öncelikle bol sıvı alınacak günde 3 LİTRE SU.........

          Bir silme çay kaşığı tuz ve yarım çay kaşığı karbonat bir su bardağı ılık suyun içine konup karıştırılacak ve sabah akşam burundan çekilerek geniz temizlenecek...


          Doktor geniz akıntıları için en iyi doğal tedavinin bu olduğu konusunda çok iddialı, yeni bir kongreye katılmış orda da bu tedavi yöntemi anlatılmış dediğine göre.

    Tabi bu çok ileri düzeyde kronikleşmiş sinüzitler için kesin çözüm değildir ama rahatlamasına faydası olur sanıyorum... Belki sizde  aynı sıkıntıları yaşıyorsunuzdur  yada  belki bir gün  yaşarsanız diye yazdım... Sağlıklı günlere...