Bazen bir bakıyorum karşımdaki insanın düşüncelerini düzeltmeye, ona doğruyu göstermeye çabalarken buluyorum kendimi ama sonra anlıyorum ki benim göstermek istediğim tarafsızlık duvarını delip geçiyor onların çıkarları...

Her zaman insanların kadın, erkek aynı tartıda olduğuna inanan ben bir bakıyorum karşımda şimdiki hali ile orta yaşlarda ama duygusal boyutu ile çocuk yaşlarda bir erkek... Doğru yolu göstermeye çalışan, dürüstlüğü, tarafsızlığı,doğruyu aşılamaya çalışan bir anne gibi düşüncelerini yıkamaya çalışıyorum...
Yada orta yaşın üzerinde bir bayan dini vazifelerini kendince yerine getirmeye çalışıyor ama komşusunun, arkadaşının arkasından dedikodu ver yansın gidiyor...İnsanların bu kadar kendi çıkarları doğrultusunda giden bu doğrularla birlikte tükendiğimi hissediyorum...Oysa hayat kendin için istediklerini başkaları içinde dileyebilmekten ibaret değilmi?
Evli çiftlerdeki sorunlarsa apayrı! Evlenince kadının ailesi sanki buharlaşıyor erkeğin gözünde, tüm varlıkları ile erkeğin ailesine odaklanılıyor...
Halbuki kadının da erkeğinde kendi ailesinden vazgeçemeyeceği iki taraf için de kabul edilse ve en önemlisininde bizim kurduğumuz aile olduğu bilinse, çevreden gelen farklı doğrularla sevgiler yıpranmasa, karşılıklı anlayış, hoşgörü, dilimizden düşürmediğimiz empati her daim bizimle olsa...
Ve biz bu doğruları içimizdeki benle paylaşsak sadece...Nerdeydim? Neredeyim? Nereye gidiyorum? diyebilsek duygularımıza...Sonlar başlangıç olur belki yaşam denen bu olguda...


