28 Mart 2012 Çarşamba

BAHAR...

      


    Yazık ki yaşayamıyoruz baharı... Kış bitimi hemen yaz geliyor... Ruhumuzu açacak güzellikler sıcağın etkisiyle buharlaşıp gidiyor...

    O zaman fotoğraflarda yaşayalım mı baharı :)








































































16 Mart 2012 Cuma

BİR GÜN!



       Oturmuşuz bir pastaneye sabahın köründe... Az da değil yirmi, yirmibeş kişi. Hiç bir amacımız yok, tek amaç birlikte olmak ve kuralları yıkmak.. Sanki kurallar yıkılmadan birlikte olunamıyor mu? Ceplerde para sınırlı ancak bir pastaneye gidecek kadar...Tam  kolaları söylemişiz o sırada içeri bir adam giriyor... Hiç fark bile etmiyoruz onu ama o bizi fark ediyor ve ilgili yerlere iletiyor.


      Neden ordayız? biri gidelim dedi ve baktık ki herkes gidiyor bizde gitmeliydik..Dostluklarda yanlışlıklar yaşanmadan, hiç birbirini kırmadan, kimse kimsenin kuyusunu kazmadan nasıl böyle bir gurup bir arada durabiliyoruz... Bizi birbirimize kenetleyen bu gücü nereden alıyoruz?  


     Ertesi gün isimlerimiz okunuyor veeee müdürün karşısındayız..Suçumuz bize okunuyor okulun son günleri, bahar gelmiş, kanlar kaynamaya başlamış, dersler sıkmaya, hocalar çok konuşmaya başlamış ve biz ne yapmışız okula gitmeyip bir pastane köşesinde cola içmişiz. Müdürün sesi yükseliyor istediğiniz kola olsun ben size kasayla göndereyim...Eeee yaş onyedi, arkadaşlıklar doruk noktasında, hayatımızda sadece onlar var, kola bahane muhabbet şahane..Kim takar okulun müdürünü!


    
      Yıllar ne çabuk geçti... Dün ne yediğimi unutuyorken şimdi bunları nasıl hatırlıyorum kendime çok şaşırıyorum. Yaşlanmak bu olsa gerek...Gerçek dostluklar böyle oluyor, aradan yıllar geçsede koyduğun yerden başlayabiliyorsun...Onları görmediğin geçen yılları zaman tünelinde gibi hızla öğrenmek istiyorsun arada geçmişi yad etmek, aklına gelen dostları sormak istiyorsun...

      İşte bizden birkaçımız yıllar sonra bir araya gelip bunları yapacağız.. Bazen hüzünlenip, bazen kahkaha atacağız.. Muhabbetin belini kırıp, bol bol sarılacağız...Yıllar sonra bulmuşuz birbirimizi yaş berkemale ersede gönüllerimiz onyedi, belki okuldan kaçmayız ama buluruz yapacak kaçamaklar...
             

9 Mart 2012 Cuma

BU ARALAR YORGUNUM...





 
Bu aralar yorgunum gönlüm, yılgınım anılardan, sebepsiz hüzünlerden, zamansız ayrılıklardan, bırakıp gidenlerden...


Günler geçip gidiyor, yıllar yüzümdeki çizgilere her an bir yenisini ekliyor, aynalarda gözlerim yüzümdeki çizgilerden hesap soruyor, cevaplarını alamayacağı sorular...


Çaresizlik nedir bilirmisin? Gönlüm, sen hiç biçare çaresizliklere yenildin mi?Kaybolmuş yüreklerden umut dilendin mi? Ben umutsuz umutlara uzattım ellerimi ellerim boşluklarda bomboş kaldı ...


Bu aralar dalgınım gönlüm, denizde giden bir vapurun ardında bıraktığı köpükler gibi, içimde biriken duygularım, sebepsiz hüzünlere daldım, nedensiz sebepler aradım bulamadım ...


Baharlara özendim, çiçekler ektim saksılara, ellerimde toprak tortusu, şimdi yağmur diliyorum ektiğim tohumlara...


Dedim ya dalgınım gönlüm gözlerim karşı dağlarda , yağmurun düştüğü topraklarda, bir umut aradım çaresiz de olsa biçare yalnızlığıma...


Nasıl düşerse bir yağmur damlası bulutlardan topraklara, bende düşüyorum her hüzünden sonra sonu olmayan yalnızlıklara ...


Anlıyorsun değil mi gönlüm, yıllar nasıl da hükmediyor, acımasız zamanlara, biçare umutlar çaresiz çaresizliklere saklanıyor...


Bu aralar her günden daha yorgunum gönlüm, yağmurlara saklanmak istiyorum, yağmur damlalarıyla birlikte toprağa düşüp kaybolmak, kim bilir belki de yeniden doğmak...